İnsanların karar alırken rasyonel
yöntemler kullanmaları, üniversitede ekonomi ve
finans dersleri aldığım zamanlardan beri aklıma
yatmayan çok önemli bir varsayımdı. Bilimsel anlamda
kolaylık sağlıyordu. Bu varsayımdan yola çıkarak
oluşturulan modeller yardımıyla bir takım matematiksel
sonuçlara ulaşılabiliyordu ama gittiğim seans
salonlarındaki yatırımcı grupları karar alırken
sanki daha farklı süreçler yaşıyorlar; 94 krizini
yaşayan ülkedeki insanlar kriz karşısında hiç
de rasyonel olmayan değişik tepkiler veriyorlardı.
Sıradan insanların yatırım kararlarını verirken
danıştıkları uzmanların, genellikle eğitimini
bu konuda almış kişiler olarak, daha rasyonel
olmaları beklenebilir. Peki yatırımcı, uzman görüşlerine
ne kadar değer vermektedir? Genellikle birbiriyle
çok da iyi anlaşamayan uzmanlar, yatırımcının
iyi bilmediği ve anlayamadığı risklerden bahsettikleri
için, sıradan insanda yatırım uzmanlarını dinlese
de dinlemese de büyük bir kaybı olmayacağı duygusu
uyandırır. Sokaktaki insanların çoğu uzmanlık
konuları ile ilgilenmez. Yatırımcıya anlatılan
Brezilya’daki seçim sonuçları, Afganistan’daki
asker sayısı, Arjantin olma ihtimali, başbakanın
rahatsızlığı, MB’nın faiz indirimi, son açıklanan
enflasyon anketi gibi “derin” konular bugün vardır,
yarın yoktur. Zaten uzmanlar da bu konuların çoğunu
dün bilmiyorlardı, bugün gündemin dayatması sonucu
öğrendiler. Yarın gündemden düşünce unutacaklar,
sonra tekrar hatırlayacaklar. Belki üç yıl sonra
Afrika’nın büyüme hızını, yok olan yağmur ormanlarını…
Uzmanların anlattıklarından çok da tatmin olamayan
sıradan yatırımcı için fiyat hareketleri ve ortalıkta
uçuşan tüyolar daha önemli olur. Yatırımcı borsanın
yakın geçmişteki performansını tekrarlayabileceğini
düşünür. Bu olasılık kişiye oldukça gerçekçi görünür.
Peki tam karar verme noktasında insan nasıl bir
duyguya kapılır? Tabii ki yatırım kararları ile
ilgili yakın geçmişte yaşadıkları şimdiki kararı
etkiler. Geçmişte çekingen davranıp fırsatları
kaçırmış ve pişmanlık duymuşsa bu duygu kararında
belirleyici olabilir. Diğer taraftan borsaya girmiş
ve para kazanmışsa ruh hali çok daha farklıdır.
Kumarbazlar gibi oyuna devam etmek isteyebilir.
Çevresinde ya da basında borsadan bahsedildiğini
duymuş ama yatırım yapmamış bir kişi borsa yükselip
de başkalarının paralarını katlama hikayelerini
işittikçe tatsız bir kıskançlık duygusuna sürüklenebilir.
Bu duygu birden kişiyi “borsaya girsem mi?” sorusundan
çok uzaklara götürerek hayata dair aldığı önemli
kararları sorgulamaya iter ve özsaygısını bile
zedeleyebilir. Eğer borsada parasını katlayanlar
gerçekten daha akıllı ve bilgili ise kişi kendisini
aşağılanmış hissederek, örneğin geçmiş okul başarılarını
düşünerek bu durumu sadece diğerlerinin daha şanslı
olmalarına bağlar. Şans ya da değil sonuç olarak
onlar paralarını katlamış, yatırımcı geri kalmıştır.
Yatırım kararı verilmesi gereken şu noktada şanslı
olup olmadığını şimdiden bilemeyecek olan yatırımcı
sırf yaşadığı duygusal sıkıntıyı hafifletmek amacıyla
karar verir. Yani karar vermiş olmak için karar
vermektedir. Bazen bu kendi kendini ikna süreci
o kadar uzun ve sıkıntılı bir hal alır ki yatırımcı
karar verebilene kadar geçen sürede fırsatlar
da kaçar. Bu durumda borsaya giren yatırımcı herkesin
kendisine karşı olduğuna inanır, hatta çevresindekilere
“benim yaptığımın tersini yapın” tavsiyesi vermekten
çekinmez! Aslında bütün olan biten bu kişinin
zor karar vermesi ve uzun sürede fiyat hareketlerini
izleyerek ikna olmasıdır. O ikna olduğu noktada
zaten fiyat hareketinin sonuna gelinmiştir.
Bir süredir yükselmiş olan fiyatlardan alım yapan
kişi doğal olarak zarar edebileceğinin farkındadır.
Borsa belki de tepe yapmaktadır, ancak yatırımcının
bu kararı verirken yaşadığı duygusal süreç o kadar
ağırdır ki, kararı verip kurtulmayı bir miktar
zarar etme riskine tercih eder. Diğer tarafta
ise kazanan “şanslı” tarafın hissettikleri daha
farklıdır. Kişi başkalarının tavsiyeleri ya da
kendi analizleri sonucunda fiyatlar düşükken borsada
yatırım yapmıştır. Şimdi borsada kalıp kalmama
kararını vermek durumunda ise içinde bulunduğu
duygusal durum hisse senedi alamamış yatırımcıdan
çok daha farklı olacaktır. Bu kişi belirli bir
tatmin duygusuna ulaşmış ve iyi para kazanmıştır.
Bu durum kumarbazların para kazandıktan sonraki
duygusal durumlarına benzer, nasıl olsa havadan
gelen parayı kullanacağından tekrar oynamasında
sakınca yoktur.
Hisse senedini bütün yükseliş boyunca tutup zirvede
satmak öyle söylendiği gibi kolay değildir. Çevreden
sürekli ucuz ya da pahalı olduğuna dair enformasyon
bombardımanı gelir. Sonuç olarak yine bir karar
verilmesi gerekir ve duygusal yük artar. Ancak
bu sefer kazanılmış bir para ve başarı olduğundan
süreç daha kolaydır.
Karar verildikten sonra da bu duygusal süreç
hemen sona ermez. Kişi nasıl haklı çıktığını görebilmek
için fiyatları takip etmeye devam eder. Bu izleme
yeni karar alma süreçleri doğurur. Örneğin, satılan
bir hissenin yükselmeye devam etmesi halinde duyulan
pişmanlık sonucu tekrar ikna olunup alım yapılabilir
veya satışın hemen arkasından gerileyen hissede
haklı çıkmanın gururuyla hisse yeniden “alttan
alınıp yerine konulur”.
Sonuç olarak borsada yatırım yapmak kararındaki
yatırımcı “borsaya girmek, borsada kalmak, borsadan
çıkmak” şeklinde özetleyebileceğimiz üç ana kararı
farklı sıralamalarla da olsa sürekli vermek zorundadır.
Bu karar verme aşamaları genellikle yorucudur
ve rasyonel bilgi ve beklentilere dayanmaz. Çevreden
duyulan hikayeler ve yaşanan fiyat hareketleri
ile yatırımcının üzerinde çabucak kararını vermesi
için baskı kurulur. Bu duygusal baskıdan kurtulmak
isteğindeki yatırımcı da önce kararını verir sonra
bu kararı rasyonelize ederek kendini rahatlatır.
Borsacılar arasında fiyatı sinir bozucu şekilde
sürekli düşen hisse senetleri için kullanılan
bir tabir vardır; “Ver Kurtul”… Yatırımcı kararını
verir ve kurtulur…
19.10.2002, Bebek
|