Ana Sayfa İletişim

Ponzi Süreci, Saadet Zinciri
ya da Borsada Operasyon

03.11.2002

Sorulduğunda pek öyle söylemeseler de, küçük ya da büyük, bir çok yatırımcı için esas olan fiyat hareketleridir. Her gün, her saat borsanın neden yükselip, neden düştüğüne dair haber bombardımanına tutuluruz. Buradaki mantık fiyatların, ekonomi ve şirketler ile ilgili gelmiş ve gelmekte olan haberlerin bir sonucu olduğudur. Haberlerin borsa üzerindeki etkileri çok derin bir konu, buna şu anda burada girmeyeceğim.(1) Benim odaklanmak istediğim bu çok mantıklı önermenin tam tersi; fiyatların daha bağımsız hareket ettiği ve haberlerin bulunulan fiyat seviyesini rasyonelize etmekte kullanıldığı…

Yatırımcılar bazen o kadar uçuk hikayelere inanırlar ve para yatırırlar ki bunun hiç bir mantıklı açıklaması yoktur. Bilimsel adıyla Ponzi süreçleri, daha bilinir adıyla saadet zincirleri bu aşırılıklara çok güzel örnekler oluşturur. Akla ilk gelen bu zincirlerin düzenli borsalar dışında gelişen dolandırıcılık çeteleri olduğu olabilir. Doğrudur fakat unutulmamalıdır ki ikisinde de bir yatırımcı olgusu vardır. Ortada yatırımcı olmadan ne borsa olur, ne de saadet zinciri! Bu sebeple yatırımcıların saadet zincirlerinde yaşadıkları, borsalarda da zaman zaman yaşanan çılgınlıklara örnek olabilir.

Bazen fiyatlar çok kısa zamanda o kadar çılgınca yükselebilir ki yatırımcıların bütün beklentilerini ezer geçer, bütün analistleri yanıltır. Borsaya önce çekimser yaklaşanlar bile fiyatlar arttıkça fiyatlara daha çok güvenmeye başlarlar ve bir süre sonra bu güven hisse senetlerinin temsil ettiği şirketleri ve bu şirketlerin satışlarını, kazançlarını falan unutturur. Tek bir gerçek vardır: fiyat artışı! Tabii ki bu yalın gerçek çıplak haliyle kabul edilemez ve ulaşılan seviye bir takım gerçekleşmiş veya beklenen haberle rasyonelize edilir.

Her ne kadar yakın geçmişteki fiyat hareketleri hep yükselişi desteklemişse de yatırımcının kafasında bir yerlerde bunun sonsuza kadar böyle süremeyeceği fikri vardır. Bir noktadan sonra hisselere talep kesilecek ve yeni talebin gelmemesiyle de yükseliş sonlanacaktır. Ama herkes son seansına kadar para kazanmaya devam etmek ister ve bu sebeple de kendisine gönül rahatlığıyla inanabileceği mantıklı açıklamalar bulur. “Zaten son bir ayda gelişen olaylar ülkenin yeni bir çağa girdiğini göstermektedir ve bunun da ispatı üçe katlamış borsadır.” Tercümesi; kendi kendini gerçekleştiren kehanet. Böyle bir durumda yapılabilecek belki de en mantıklı yatırımcı davranışı durumun bir aşırılık olup olmadığının tesbitini yapmaktır. Eğer bir aşırılık yaşanıyorsa ve yatırımcı da bunun bir parçası olup para kazanmak istiyorsa, her türlü mantıklı açıklama ve haberlere kulaklarını tıkayıp tamamen önceden belirlenmiş mekanik alım-satım stratejileri uygulamalıdır.

Borsayı bir kenara bırakıp Ponzi süreçlerine bakarsak, katılımcıların paralarının herhangi bir gerçek varlığa yatırılmadığını veya belki küçük bir bölümünün yatırıldığını görürüz. Bunun yerine zinciri yönetenler ilk yatırımcılara ikinci grup yatırımcıdan aldığı para ile, ikincilere üçüncü gruptan aldıkları ile ödeme yapar ve bu böyle sürüp gider. Sürecin sağlıklı işleyebilmesi için halka halka büyüyen süslü başarı hikayelerine ihtiyaç vardır. Özellikle ilk grupta yer alanların nasıl zenginledikleri kulaktan kulağa anlatılır ve potansiyel yatırımcılara “neden ben de kazanmayayım?” duygusu yaşatılır. Yeni yatırımcılar gelmeye devam ettikçe zincir sürer ancak yatırımcı sayısı sonsuza kadar artamayacağına göre bu süreç bir yerde tıkanacak ve zincir kopacaktır. Böyle basitçe özetlenince sanki kimse kanıp bu kadar mantıksız bir işe para yatırmaz gibi geliyor.

Ekonomi tarihinde muhtemelen çok daha eskileri olmakla birlikte saadet zincirleri Charles Ponzi tarafından literatüre sokulmuş. 1920’de ABD’de Charles Ponzi isimli bir genç “girişimci” yedi ay gibi kısa bir süre içinde 10.000 yatırımcıyı kendisine bağlamış ve 10 milyon USD değerinde senet imzalatmış. Ponzi yatırımcılarına posta pullarını kullanarak bir arbitraj kârı elde ettiğinden bahsediyormuş. Aslında ortada olmayan bu kârlar insanları cezbetmiş ve borsacı deyimiyle “operasyon” çok kısa sürede sonuçlanmış.

Ponzi süreçleri içinde en etkileyici olan hikaye ulaştığı büyüklük ve koskoca bir toplumu etkilemesiyle 96-97 yıllarında Arnavutluk’ta yaşananlardır.(2) Yedi adet saadet zinciri 1,2 milyar USD toplamış ki bu Arnavutluk’un o yılki GSMH’sının %50’sine eşit bir rakam! Bu zincirler öyle bir çılgınlık halini almış ki 1996 yerel seçimlerinde partiler saadet zincirlerini destekleyerek oylarını artırmaya çalışmışlar. Tabi ki sonuç felaket olmuş, 1997’de zincirler koptuğu zaman büyük bir halk ayaklanması başlamış, insanlar bankaları yağmalamış, binaları ateşe vermiş, çıkan olaylara müdahale etmek zorunda kalan ordu silah kullanmış, hükümet devrilmiştir. Arnavutluk’ta yaşanan olayın etkileyiciliği basit bir dolandırıcılık olarak başlayan saadet zincirinin, bir ülkenin bankacılık sistemini çökertecek büyüklüğe ulaşıp, koskoca bir halkın ekonomik kaderini etkileyebilmesidir. İnsanlar bireysel olarak irrasyonel kararlar alabilirler ancak ekonomik kararlarda bu büyüklükte bir toplumsal yanılgı herhalde çok zor açıklanabilir.

Aslında akıl almaz derecede aptalca görünen Arnavutluk’taki olayın büyüklüğü, sermaye yatırımı yapan insanların son derece basit bir duygusuna işaret ediyor. İnsanlar, çevrelerinde sadece para yatırarak “yatırımcı” olan sıradan insanların önemli paralar kazandığını görmekten çok etkileniyor ve hiç düşünmeden bu süreçlere ortak olmak istiyorlar. Tıpkı çevrede pek çok kişinin borsadan çok para kazanmış olmasının yatırımcının hisse senedi alma isteğini fiyatların genel yüksek seviyesinden bağımsız olarak etkilemesi gibi…

Bütün Ponzi süreçlerinin ortak bir noktası da ilk yatırımcının sürece güvenmemesi nedeniyle küçük paralar yatırmasıdır. Ne zaman ki bu süreçten büyük paralar kazanan “birileri” ortalıkta dolaşmaya başlar, yatırımcıların da güveni yükselir ve süreç dev halkalarla büyür. Borsada da bazen inanılmaz ucuz seviyelere düşmüş hisse senetleri çok iyi yatırım hikayeleri sunmalarına rağmen alıcı bulamazken fiyatların hareketlenmesi ile birlikte yatırımcının gözbebeği olur ve fiyat aşırılıklarına sahne olurlar.

Tabii ki her saadet zinciri gibi benzer sürece giren hisselerin de yatırımcıya yaşatacağı son aynıdır. Dikkatlice bakarsak borsa jargonunda nacizhane bir yeri olan “operasyon” kelimesinin aslinda saadet zincirleri yerine kullanıldığını fark ederiz. Bir çok hisse senedine yatırımcı çekmek için hissede operasyon yapıldığı tüyoları saçılır. Bu durumda yatırımcıya açık açık hisseleri toplayan bir grubun, ki bu ponzi süreçlerindeki ilk halkalar oluyor, hisse senedinin fiyatını uçuk noktalara götüreceği vaad edilir. Yatırımcı bile bile zincirin koptuğu son halka olma riskini alır. Hiç de mantıklı davranmaz ve bir kumar oynar. Muhtemelen saadet zincirine para yatıranlarla aynı ruh halini paylaşmaktadır. Bahsedilen hisse gerçekten kulağa hoş gelen yatırım hikayeleri sunabilir. Ancak yatırımcı Charles Ponzi’nin hikayesinin 10.000 kişiye çok akıllıca geldiğini unutmamalı ve daha da önemlisi aslında kendisinin operasyonun bir parçası olduğunu fark etmelidir.

03.11.2002, Yenilevent

Notlar:

(1) Haberlerin hisse senedi fiyatları üzerindeki etkilerini inceleyen detaylı bir çalışmaya buradan ulaşılabilir. (David Cutler, James Poterba and Lawrence Summers, “What Moves Stock Prices?” Journal of Portfolio Management)

(2) Arnavutluk’ta yaşanan bu eşi az görülür çılgınlıkla ilgilenenler Dünya Bankası temsilcisi Carlos Elbirt yazılan “Albania under the Shadow of the Pyramids” isimli raporu inceleyebilir, ya da olaylarin çığrından çıktığı günlerde NY Times gazetesinde Jane Perlez tarafından kaleme alınan “Albania Calls An Emergency As Chaos Rises” haberini okuyabilirler.

(NY Times, 3.03.97, Albania Calls An Emergency As Chaos Rises, JANE PERLEZ)

Yeni Yazılar:

Bu yazıyla ilgili düşüncelerinizi iletmek isterseniz, lütfen bana yazın.
Stop-Loss: Zarardan Dönme Emri
Zarar kesme, zararı durdurma veya stop-loss koyma şeklinde kullanılıyor. Benim önerim, "zararın neresinden dönülse kârdır" atasözünden hareketle "zarardan dönme emri".
Insider Trading: Bilgi Sızdıranların İşlemleri
"İçeriden öğrenenlerin ticareti" diye zorlama bir çeviri kullanılıyor. Buradaki "trading" karşılığı olarak borsadaki "işlem yapmak" tabiri daha uygun. Benim önerim "bilgi sızdıranların işlemleri".