Firmalar tüketici gözünde markalarının
değerini yükseltmek için sürekli bir çaba içindedirler.
Hisse senetleri de yatırımcının gözünde bilerek
ya da bilmeyerek bir markalaşma süreci yaşıyorlar.
Bu markaların bir kısmı silik kalırken bir kısmı
da yaldızlanıyor ve bu marka algıları hisse senetlerinin
gelecekteki performanslarını etkiliyor.
Yatırımcılar herşeyden önce kendi yaşadıklarına
değer verirler. Bazen hisse senetlerinin herhangi
bir zamandaki performanslarını, neredeyse bütün
fiyat kademeleriyle hatırlayabilmelerinin nedeni
bu hareketleri hergün bizzat yaşamış olmalarıdır.
Yapılan değerlendirmeler, analizler yatırımcı
için hep bu tecrübeden sonra gelir. Bir hisse
senedinin fiyatı yükselerek ya da düşerek kuvvetli
hareketlerle yatırımcının kafasına kazınmış, yaşattığı
heyecan, hırs ve üzüntülerle duygusal bir iz bırakmıştır.
İnsanların tamamen duygularına hitap eden yükselişler
yaşandıktan sonra bu hareketler daha sonraki birçok
hisse senedi hareketi için referans teşkil edecektir.
“Ersu’yu yapanlar şimdi de bu tahtaya girmişler”,
“94’teki Denizli gibi gidecekmiş” türü cümleler
yatırımcıların geçmiş borsa tecrübelerine referans
verir. Bu referans vermeleri bir çeşit markalaşma
olarak da düşünebiliriz.
Bir hissenin marka olabilecek bir hareket yapabilmesi
ve yatırımcının zihninde yer edebilmesi için ne
gerekir? Bu yükselişe birçok yatırımcının şahit
olması... Yatırımcıların yükselişe katılarak ya
da yükselişi izleyerek yaşamış olması gerekir.
Bosch Profilo’daki yükseliş hareketi kimsenin
aklına gelip marka olmaz fakat Denizli hareketi
markadır çünkü katılımcısı çoktur, tabir-i caizse
“kamuya mal olmuş” harekettir. Süreç boyunca birçok
yatırımcı para kazanmıştır.
İlginç bir örnek de Makina Takım’dır; yıllardır
çok kötü performans gösteren hisse senedi hala
93’te yaptığı hareketin hatırına alıcı bulabilmektedir.
En son 2000 yılında bile “hani evlerde, işyerlerinde
her yerde bulunan iş takımları vardır ya; onları
üreten şirket...”sloganıyla pazarlandığını işitmiştim.
Şirketin mali durumuyla ilgili pek açıklayıcı
bilgiler vermese de bu slogan yıllar boyu tutmuş,
hisseye her kademeden alıcı gelmesine yardımcı
olmuştur.
Sonuç olarak süpermarket rafından deterjan seçmiyor,
yatırım yapıyoruz. Analizler çok önemli ancak
en son noktada bir hisseye fiyat biçerken belki
kendimiz için değil ama başkaları için hissenin
marka değerinin ne olduğunu düşünmekte fayda olabilir.
Ekstra bir prim ve iskonto olacaksa ondan herkes
faydalanmak ister…
6.11.2002, Yeniköy
|